Saturday, January 7, 2012

kaynakça

çok ama çoook uzun zamandır ms word kullanmaktayım. son beş sene içinde ise, akademik gereksinimler yüzünden, word'ün iyice piri oldum diyebilirim. bazı nedenlerden dolayı mühendisin ve formatın dostu LaTeX kullanmam mümkün olmayınca, ben de hayatımı kolaylaştırması adına word'ün tüm imkanlarını sonuna kadar sömürdüm.
bu imkanların başında word references geliyor.
en az bir bitirme tezi yazma aşamasına gelmiş herkes bilir ki, akademik her belgenin içinde bir kaynakça bulunmalıdır. fakat bu kaynakça dediğin çeşit çeşit. harvard'ından tut ieee'sine kadar bin çeşit format mevcut. bunları her seferinde tek tek elle düzeltmektense, word references kullanmak akıllıca.
elbette ki internetlerde, reference management software adı altında bir çok alternatif söz konusu. benim en sık adını duyduklarım endnote ve citeulike. fakat "hazır yapılmışı var"ken mutluluğu uzaklarda aramadım açıkçası.
şimdi gelelim dersimize.
  1. öncelikle metin içinde herhangi bir yerde durup, öne sürdüğümüz şey kime aitse ona atıfımızı yapıyoruz. "bilmemkim (atıf) demiştir ki...", "şöyle böyledir (atıf).", "bir çalışmada ise (atıf) bişiler bişiler incelenir." şeklinde atıflar ve çok daha fazlası mümkün.


  2. atıf için references ribbon'ından insert citation'a tıkladık, add new source dedik (demeyebilir ve var olan listeden de seçebilirdik tabi) ve kaynağımızın tipini seçip dilediğimiz alanları doldurduk. yazar isimleri, çalışma başlığı, dergi/yayınevi adı, tarih, sayfa numaraları ve cilt sayısı önemlidir genelde. 


  3. metin içindeki tüm atıflar falan filan bitince de kaynakça'yı eklemek gerekiyor. aslında word'ün kendi formatı var ama mantıklı olan, insert bibliography deyip kullanılan formata uygun kaynakçayı eklemek.


  4. bir de format seçimi var tabi. word içinde hazır gelen seçenekler çok az. neyse ki tek akıllı biz değiliz ve şansımıza, diğer akıllılar çok paylaşımcı. bibword'den başka formatları da indirmek mümkün. nasıl yapılacağını da anlatmışlar. şahane (%100) çalışıyor.


  5. bu arkadaşların yeterli olmadığı noktada da artık herkes kendi bacağından asılıyor. tezimde, gsü'nün dayattığı ve kimselere benzemeyen şahane formatı kullanmak durumunda kaldığım için, o formata en yakın dosyayı eğip büküp istediğim hale getirdim. bunun için stil dosyasını not defterinde açıp içinde oynamalar yapmak yeterli. geriye yeni formatı farklı kaydedip, word'den seçmek kalıyor. 


kız bebek

dişilikten pek nasibini almamış bir kız bebek annesi olarak elbette ki "pembe ve süslü"nün pek fanı değilim. öyle "kız oyuncakları" pek yoktur lialusin'in.
ama büyükannelerin komplolarının sonu yok! aynı hafta içinde babaannesi ona ağlayıp horlayan bir oyuncak bebek armağan etti, bundan hiç haberi olmayan annem ise iki gün sonra oyuncak bebek arabası ile çıkageldi.
ikisi birleşip kız kodlamasını oluşturuyorlar şimdi, ben de sinir oluyorum.
ama lulu bayılıyor! bebeği ağlatıp emziğini vermiyor, bebek arabasının da kumaşını söküp "büüüv büüüüv" diye evde ralli yapıyor. o kadar da "kız bebek" değil sanırım :)

nefret ><

Friday, January 6, 2012

oysa bazı anneler...

bütün bebekler aynı olmadığı gibi, bütün anneler de aynı fırsatlara sahip değil annelik macerasında.
uyuyan bebelere sahip maharetli ev anneleri ile gece uykusundan yemek yemesine her anı problem bebeklerin az yoğun tempoda çalışan annelerin koşulları denk değil.
öte yandan bir de, sıklıkla unutsam da zaman zaman gözüme sokulan engelli yavruların anneleri var; biz onların yaptığını "özveri" olarak adlandırırken, aslında tek yaptıkları "annelik" olan.

ava ve annesinin yemek masasındaki sohbeti 
   

dokunmatik bebe

her nesil, ebeveynlerinin döneminde olmayan bir yeni dünya düzenine doğuyor ya hani; bizim bebelerimiz de akıllı telefonların ve dokunmaktik ekranların çocukları.

teknolocik lulu
izlediği video'yu tekrar seyretmek istediğinde -imleci doğru yere getirip bıraktığım takdirde- sol tıklamayı, telefonumdaki fotoğraf galerisinde gezinmeyi, oradaki kayıtları oynatmayı, ipad'de filin banyosu ile oynamayı ve kedi pianosu çalmayı öğrendi bile. hatta dokunmatik ekrana o kadar alıştı ki, laptop'ın ekranını da parmaklayarak sayfa çevirmeye çalışıyor.
şimdilerde de telefondan fotoğraf makinesini açmayı ve kendi kendini fotoğraflamayı öğrendi.

lulu, s2 ile kendi portresi
yeni teknolojiyi kabullenme hızı karşısında hayretler içinde kalıyorum. 56k modeminin sesi hala kulaklarında çınlayan bir insan olarak, internet teknolojisinin gelişimine an be an tanık oldum ve olmaya devam ediyorum. biz sadece seyircileriyiz.
yeni çağın gerçek sahipleri şimdi geldi. ve biz onların büyümelerini bekliyoruz.


Thursday, January 5, 2012

masamda notlar

sabah okula gelir gelmez masamda öğrencilerden notlar bulmak, açık ofisin tek keyifli tarafı sanırım. 
bu yenilerden, :) ve :( birlikteliğini çok seviyorum ♥